Edebiyat Akımları

Hiçbir akım, kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Toplumların sosyal, siyasal ve ekonomik yapıları, beklenti ve beğenileri bu durumu doğrudan etkilemiştir.

Yazar Serkan Yalçın

Edebiyat Akımları

Toplum içinde oluşup geliştiği göz önüne alındığında, sanatın da farklı olay ve düşüncelerden etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca her bir yazın akımının ortaya çıktığı dönemde, diğer sanat türleriyle ilişkisi, onları etkilemesi ya da onlardan etkilenmesi söz konusudur. Bütün bunlar toplumsal gelişim ve değişimden ayrı düşünülemez.

Akımlarının pek çoğu Fransa'da ortaya çıkmıştır. Bu da gerek Fransa'daki gerekse diğer Avrupa ülkelerindeki toplumsal değişim ve gelişimin sanata yansımasının bir göstergesidir.

Bu akımlar Türk yazınında da etkili olmuşlardır; fakat akımların çıktığı toplum ile Türk toplumunun gerçekleri farklı olduğundan, akımların etkisi de kısa sürmüştür. Özellikle Tanzimat ve Servet-i Fünun yazar ve şairleri Fransızca bildiklerinden, Fransız yazınını yakından izlemişlerdir. O dönemin Türk şair ve yazarlarının yapıtlarında akımların etkilerini görmek olasıdır. Yine de bu durum, bir etkilenme olarak kalmıştır. Araştırmacılar, yazarları farklı akımların etkisinde gösterebilmişlerdir. Bu nedenle, ünitede akımlara Türk yazınından örnek verilen şair ve yazarlar, üzerinde hemen hemen görüş birliği sağlananlardan seçilmiştir.

Klâsisizm

Bu akımın kuramsal dayanağı yazın alanında Rönesansta oluşturulmuştur. Bu nedenle de bazı araştırmalarda Rönesans dönemi sanatçıları klâsisizm içinde gösterilmektedir. Örneğin; W. Shakespeare, Montaigne vb. sanatçılar Rönesans dönemi yazarları olmalarına karşın klâsikler arasında sayılmışlardır.

Diğer sanat alanlarında olduğu gibi yazın (edebiyat)da da klâsisizm denilince akla ilk gelen 17. yüzyıldır. Ancak klâsisizmin ortaya çıkış nedenlerine bakıldığında Antik Yunan ve Roma sanatının özellikleri görülür.

Antik sanat anlayışına temel olan biçimsel kesinlik, düzen, denge, uyum gibi nitelikler 17. ve 18. yüzyıl Avrupa sanatını da kapsamıştır. Başka bir deyişle klâsisizm diye bilinen anlayışın uzantısı İ. Ö. 5. yüzyıla değin uzanır. 

Klâsisizmin ilk örnekleri, Fransız yazınında Boileau'nun eserlerinde görülür. Boileau klâsik sanatı şöyle tanımlar: "Bir yapıt hoş bir şeyle ve insanların genel beğenisine uygun bir tatla dolu değilse, az sayıda bilen kişice beğenilse de boşunadır, hiçbir zaman iyi bir yapıt sayılmayacaktır... Herkesin usundan geçen bir düşünce, ancak canlı ve yeni bir biçimde söylenirse değeri olan bir düşüncedir." 

Klâsisizm usa dayalı öğreten, eğiten, yücelten bir sanattır. 17. yüzyıl yazını da bu anlayışla Aristoteles'in Poetika'sının etkisiyle oluşturulmuştur.

Neoklâsisizm

Klâsisizm akımı 20. yüzyılda kendini neoklâsisizm olarak yeniden göstermiştir. Klâsik edebiyata dönme eğilimi taşıyan neoklâsikçiler, simgecilikten uzaklaşıp antik olana, Yunan ve Latin geleneğine dönmüşlerdir.

Simgeci yazının öncülerinden Jean Moreas (1856 - 1910) zamanla bu sanat anlayışından koparak, geleneksel nazım biçimine dönmüş; klâsik değerleri ve biçimi savunmuştur. Ernest Raymaud, Charles Maurras gibi yazarlar da Jean Moreas'ın yanında yer almışlardır.

Türk yazınında da bu akıma ilgi duyulmuş ve klâsisizm etkisinde eserler yazılmıştır. Yahya Kemal Beyatlı'nın (1884-1958) eserleri, bu akıma örnek gösterilmiştir.

Coşumculuk (Romantizm)

Coşumculukla "Aydınlanma Dönemi" özdeş görülmektedir. Fransız Devriminin getirdiği yeni anlayış, sanatçıların da kendilerini özgürce anlatmalarına olanak sağlamıştır.

Coşumculuk akla karşı duyguyu, seçkin sınıfa karşı halkı, süslülüğe karşı doğallığı, kurallara karşı kuralsızlığı işler. Yaratıcısı, esin kaynağını antik dünyanın klâsik kültür yapıtlarından değil, kişinin kendinde, duygularda ve düş gücünde bulur.

Coşumculukta sanatsal başarı, kişinin kendini anlatmasında, hatta kişiliğinin çok belirgin bir parçasını yani duygularını dile getirmesindedir. Coşumculuk sadece bir sanatsal anlatım biçimi olmamış aynı zamanda bir düşünce biçimi de olmuştur. Klâsisizm gibi coşumculuk da ilk olarak Fransız yazınında görülmüştür. En önemli katkı ise Victor Hugo'dan (1802 - 1885) gelmiştir. Fransız coşumculuğunun bildirisi olarak kabul edilen ve Cromwell adlı oyununa yazdığı önsözde "sanatta özgürlük" görüşünü açıklamıştır. Diğer bütün coşumculardan söz ustalığı ile belirgin olarak ayrılmıştır.

Parnasizm

Parnas sözcüğü Yunanistan'da bir dağa verilen Parnassos adından gelir. Esin perilerinin bu dağda bulunduğu, şairlerin bu bölgede yaşayıp şiirlerini yazdıkları öne sürülmüştür.

Sanat anlayışı olarak 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransız şiirinde ortaya çıkmıştır. "Sanat için sanat" görüşü ile şiirler yazılmaya başlanmıştır. Ozanlar sanat yapıtlarını bireycilikten, coşkusallıktan uzak tutmuş ve biçimsel yetkinliğe, salt güzele ulaşmayı amaçlayan yapıtlar oluşturmuşlardır. 


ETİKETLER: Edebiyat Akımları